short time - Turc Anglais Dictionnaire

short time

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "short time" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 6 résultat(s)

Anglais Turc
General
short time n. kısa zaman
Images and data showed changes in the rings, even over short time periods.
Görüntüler ve veriler, kısa zaman aralıklarında bile halkalarda değişiklikler olduğunu gösterdi.

More Sentences
short time n. kısa süre
As far as I know CESAR has already accomplished remarkable things in the short time it has been in existence.
Bildiğim kadarıyla CESAR, var olduğu kısa süre içinde dikkate değer işler başarmıştır.

More Sentences
Trade/Economic
short time n. kısa süre
As far as I know CESAR has already accomplished remarkable things in the short time it has been in existence.
Bildiğim kadarıyla CESAR, var olduğu kısa süre içinde dikkate değer işler başarmıştır.

More Sentences
Technical
short time n. kısa süre
As far as I know CESAR has already accomplished remarkable things in the short time it has been in existence.
Bildiğim kadarıyla CESAR, var olduğu kısa süre içinde dikkate değer işler başarmıştır.

More Sentences
Trade/Economic
short time n. kısaltılmış iş zamanı
Computer
short time n. kısa saat

Sens de "short time" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 45 résultat(s)

Anglais Turc
General
short-time working n. kısa çalışma
be a short period of time v. az zaman kalmak
have a short time v. az zaman kalmak
take a short time v. kısa sürmek
last a short time v. kısa sürmek
stop/halt for a short time v. geçici bir süre dolmak
get to the top of one's field in a very short time v. çok kısa zamanda alanında en üste/tepeye çıkmak/ulaşmak
taking a very short time adj. saniyelik
within a short time adv. tez vakitte
a short time ago adv. az önce
for a short time adv. kısa bir süre için
in a short time adv. ha bugün ha yarın
in a short time adv. dünden bugüne
in a very short time adv. kaşla göz arasında
a short time ago adv. yakın zaman önce
a short time ago adv. kısa zaman önce
in a short time adv. kısa sürede
in a short span of time adv. kısa zamanda
in a short span of time adv. kısa sürede
in a short span of time adv. kısa süre içinde
Proverb
life is short and time is swift hayat (çok) kısa ve (hızla) akıp gidiyor
Colloquial
for a short time expr. kısa süreliğine
short time ago expr. kısa bir süre önce
Idioms
be short on time v. vakti az olmak
be short on time v. vakti dar olmak
be short on time v. zamanı kısıtlı olmak
be short on time v. yeterli vakti olmamak
be short on time v. vakti kısıtlı olmak
Speaking
for a short time expr. kısa süreliğine
Trade/Economic
short-term time horizon n. kısa vadeli zaman ufku
short lead time n. kısa teslim süresi
short-time movement n. sekiz-saatlik (haftada 40 saat) iş günü hareketi
short-time working allowance/pay n. kısa çalışma ödeneği
work short time v. eksik mesai yapmak
in a short time expr. kısa mühlette
Technical
short-time hydraulic failure pressure n. kısa süreli hidrolik bozulma basıncı
short-time current n. kısa süreli akım
short time scale n. kısa süreli ölçek
short lead time n. kısa teslim süresi
Computer
short-time adj. kısa süreli
Informatics
short-time rating n. kısa süreli yükleme rejimi
short-time n. kısa süreli
Electric
short time current n. kısa süreli akım
Medical
become worse after a short time v. kısa sürede daha kötü bir tabloya girmek
Food Engineering
high temperature -short time n. yüksek sıcaklık kısa süre